Bu hafta performans sınavımız(!) vardı. Sınıfa girdikten sonra tam nasıl sıralanacağız derken kura sistemi olduğunu duyup rahatladım ama tabii ki her zamanki gibi kuralardaki şanssızlığım beni şaşırtmadı ve ilk 3 kişiden biri oldum. Bunu yazdığım kağıdın arkasının renkli olmasına bağlıyorum. Her neyse…Benden önce Mert’in performansı vardı. Çok iyi gitmesine rağmen zamanı ayarlayamadığı için en güzel yerinde yarım kaldı. Tabii hem dinleyenler için hem de sahnedeki için çok moral bozucu bir şey. Ben de kendim evde kronometre tuttuğumda 3-3 buçuk dakika sürüyordu performansım. Mert’inki de yarım kalınca beni heyecan bastı tabii ki nasıl yetiştireceğim diye. Ama heyecanlandığım zamanlarda olduğu gibi yine jet hızıyla konuşmaya başladım. Yarım dakika kaldığını İnanç Hoca haber verdiğinde ben anlatacaklarımın hepsini anlatmıştım.
(bahsettiğim animenin ilk bölümünden bir sahne)
Sonunu biraz geveledim. Ve şu an hatırlamıyorum ama sanırım bir kısmını unuttum.
Anime konusu benim için biraz hassas bir konu. Anlatmaya başlayınca saatlerce konuşabileceğim bir konu. O yüzden sadece animeyle nasıl tanıştığımı anlatmakla yetindim. Fena olmadığını düşünüyorum. Abimin tam ben onun beni animeyle tanıştırdığını anlatırken telefon etmesi de güzel oldu. Kulakları çınladı sanırım.
Bu sene öğretmenliğe başlamış olmam ve şimdiye kadar bu dersle geçen birkaç haftanın olumlu etkisini hissettim açıkçası. İlk çıktığımda çok heyecanlandım ama konuşmaya başlayınca azaldı ve bitti. Erken çıkmış olmam da ilk başta kötü gibi gelse de sonradan iyi oldu. Yoksa heyecanım arttıkça artacaktı. İnsanların da daha dersin başında ilgisi daha yoğundu.
Özetle çok kötü olmadığını düşünüyorum. Ama gerçekten kendi görüntümü çok merak ediyorum. Saçma sapan cümleler kurmuş olabilirim ya da belki konuşurken fark etmediğim bazı tiklerim vardır onlardan haberim olur. Çünkü birçok insanın heyecanlandığında bazı şeyler yaptığını fark ettim. Kimi saçıyla oynuyor, kimi burnuna dokunuyor. Bunları dışarıdan görmek benim de kendimi geliştirmemde yardımcı olacaktır.
