Pazartesi günü tam da ders yapmamalık bir havaydı gerçekten. Bunu İnanç Hoca da hissetmiş olacak ki haydi bakalım grup çalışmasına diyerek bizi sınıftan gönderdi. Ödevimiz 10 fotoğrafla bir olayı anlatmaktı.
Hemen bitirip gideriz gibi söylemlerle eğitim fakültesinin oraya geldik fakat işin o kadar kolay olmayacağını çok geç olmadan anladık.
Aslında bir sürü fikir ürettik ama hepsinin klişe olacağına karar verdik. İntihar, cinayet, şeytanla anlaşma yapmış başarılı öğrencinin hazin sonu, uzaylıların Boğaziçi üniversitesiyle imtihanı, Türklerin tipik alışkanlıkları, günlük yaşantımızı tersten yaşasaydık ne olurdu gibi. Bütün bunlar olur olmaz diye paylaşırken Mert ilk resmimizi çoktan çekmişti bile.
Olay birden hikaye bulamamamızın hikayesine dönüştü.
Fotoğraflarda hikaye bulamamamızı, kantinci Olcay'a fikir danışmamamızı, ondan hocalara sorun fikrini aldıktan sonra, bir bilene danışıp onun fikrini beğenmemizi, sonra da o fikir doğrultusunda benim herkesi katletmemi, o resimleri de hocaya ödevi hazırlayıp gönderdikten sonra intihar etmemi resmettik. Evet aslında ilk fikirlerimizden birini uygulayabilseydik daha iyi olabilirdi. Benim de içime çok sinmedi aslında ama olsun naapalım...
Dışarıda vakit geçirip, kaynaşmık olduk. Aslında resimleri çekerken de pek eğlendik. Bu kadarı bize yeter :)
12 Mayıs 2012 Cumartesi
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
