31 Mart 2012 Cumartesi

grupçana - 26 mart 2012

Geçen hafta sevgili okulum ve sevgili işleri yüzünden yine ders kaçırdığım için grup aktivitelerine bu hafta katılabildim. Grup aktivitelerinde de çok eğlendim.
Bİrinci aktivitede gruplara ayrıldık herkes iki tane donuk resmin karesi canlandırdı. Bir durumun öncesi ve sonrası şeklinde. Onunla eşleşen diğer grup da bir süre tartışıp o iki resim karesinin arasını doldurdu. Biz ilk resim karesinde içgen bir şekilde dizildik ve sonrasında rastgele yere uzandık. Arayı nasıl dolduracaklar derken çok iyi bir fikirle geldi karşı grup. Bowling labutları oldular. Iska muhabbeti ve çömezleri öne koyma fikri güzeldi. Tabii top gelip hepsini dağıttı. Eğlenerek izledik. Biz de sorgulayan bir adam önünde boynu bükü bir dinleyenin olduğu bir kare ile bir sandalye etrafında dönen kişilerin olduğu bir karenin arasını doldurduk. Ben mahalledeki çocukalrının oyununu bozan ve bu yüzden azarlanan adam oldum. Dayaktan kurtulmamın tek yolu sandalye kapmaca oynamayıp kazanmaktı. Mert tabii ki rolünü çok iyi yaptığı için yaparken de eğlendik. Apaçi marşı da klişe olsa da artık unutulmaya başlamıştı, hatırlamak eğlenceli oldu.

İkini aktivitede bir durumun çok çok öncesi, şimdiki zamanı ve gelecek zamanı canlandırmamız gerekiyordu. Bunu da kendimiz 3 gruba ayrılarak geçmiş zaman, şimdiki zaman ve gelecek zamanı anlattık. Olayımız kıyafet-moda ve satıcılardı. Ben geçmiş zamandaki satıcı oldum ve arkadşın leopar desenli şalını kullanıp müşteriye yaprak yerine kürk satmaya çalıştım. Şimdiki zamanda pahalı markalar ve onların ilginç , biraz kırık(!) satıcısı canladırıldı. Gelecek zamanda ise satıcıların olmadığı sadece çiplerle kıyafet yüklenebileceği gibi bir durum düşündük. Açıkçası ilk aktiviteden daha çok yararlandığımı hissediyorum. İkincisini çok iyi yapamadık gibi geldi bana. Neyse.

Haftaya performans olacak ve 3 dakikada kendimizi anlatacağız. Öğretmenlik tecrübelerimi paylaşsam yoksa japonyadan animelerden mi dem vursam henüz karar vermedim. Hangisine daha iyi bir başlangıç ve bitiş bulabilsem onu yapacağım. Bakalım nasıl olacak.

Çok alakasız olacak ama bu hafta yaptığımız (kendi çalıştığım okulda) bir aktiviteyi anlatmak istiyorum. Okulumuzda şehit ailelerine yardım amaçlı bir yetenek gecesi düzenlendi ve öğretmenlerden de bir şeyler hazırlamaları istendi (!). Tabii iş biraz zorunlu yapmaya dönünce ilk olarak hevesli değildik ama sonra adam olacak çocuk skeci yapmaya karar verdik. Fakat matematik ve fen zümresi olarak o kadar yoğunuz ki bir araya gelip bir türlü prova yapamadık. Dolayısıyla dün akşam provalı güzel bir skeçten çok doğaçlama bir oyun sergiledik. İli öğretmenin kısa rolleri belliydi ama bizim hiçbir şeyimiz belli değildi. Nedense ben de kendimi mikrofonun önüne attım ve orada doğaçlama Barış Abiyle (ehehe) sohbet ettim. Yaparken de çok eğlendim. Sanırım az da olsa dersin katkısı varmış gibi geliyor. Yoksa ben hayatta böyle bir şeye cesaret edecek insan değilim :))) Ama hatırladıkça kendime gülüyorum ve sanırım pazartesi de öğrencilerimle beraber güleceğim.

Teşekkürlerimi sunarak izninizi rica ediyorum. Pazartesi görüşmek üzere, esen kalınız :)

0 yorum:

Yorum Gönder